4 Ocak 2017 Çarşamba

Sınavsız geçiş kalktı mı? 2017

Duydunuz mu?
2016'nın üniversiteye yerleşen öğrencileri son şanslı öğrencilerdi kanımca... Çünküsü;
Meslek liselerinin üniversite'ye (önlisans) sınavsız geçiş hakkı kalkmış? 2017
Meslek dersleri/bölüm dersleri/Staj ve aynı zamanda YGS'ye hazırlanma arasında mekik dokuyan meslek lisesi öğrencilerine daha zor bir uygulama getiremezlerdi heralde değil mi?
Hayır Meslek lisesinde görülen meslek dersleri , sınavları, proje ödevleri zaten üniversite eğitiminden çok daha detaylı ve zor! 
Bir de zaten zor olan bölüm dersleri var, zaten matematik, analitik, fizik, kimya kabus..
He dershaneler zaten yasak, özel ders desen ekstra bir bütçe istiyor (ki herkesin buna imkanı yok)
Bir de haftanın 3 günü staj adı altında her ayak işine koşturuldukları işyerleri var. 
Ne ara zaman bulup tüm bunlardan başarılı olup bir de YGS'ye hazırlanacak bu çocuklar?
Hadi tamam eşek gibi hepsine sadece çalışsınlar başka bir şey yapmasınlar.
Çalışma/geçim derdinden üniversite okumaya zamanı olmayan bir çok insan var.
Gittiğim üniversitede 2.öğretim olarak eğitim gördüm ve işten okula gelip okuldan işe giden, kendi kendilerini okutan insanlardı çoğu.
O kadar şanslı olmayan insanlar da var, yeter ki okuyayım açıktanda olsa olur durumundakiler.
Hepsinin bir çok sebebi var. 
AÇIKÖĞRETİMDEN ÜNİVERSİTE OKUMAK İÇİN BARAJ GEÇME ŞARTI DA ÇIKTI!
Hadi gözümüz aydın, açıktan 4 sene işletme okuyacağım desek bile bunun için ygs'den 180 barajını geçmemiz lazımmış, üstüne de lys1 ve lys3 sınavlarına girmek lazımmış. Bu kadar çalışmaya vakti olan insan zaten açıktan okumaz ki! 
Hadi açıktan kazandılar diyelim, yeni sistemde vize ve finallerde 4 yanlış 1 doğruyu götürüyor (sadece açıköğretim için geçerli)
Yani resmen okumayalım diye her şey yapılıyor.
Ya da hiç bir şey yapmayalım sadece ders çalışalım.
Artık okumak çok-çok-çok daha zor. 
Hayırlısı olsun.

31 Aralık 2016 Cumartesi

Artık düğün davetiyelerinde: Davetiye 2 kişiliktir, telefonlarınızı komşuya bırakınız lütfen mi yazılsa?

Son zamanlarda aklımda sürekli aynı konu var.  
TELEFON TİRYAKİLİĞİ DE NERDEN ÇIKTI?
      Asgari ücretin neredeyse 2  katı olan bu telefonların en iyisini en kullanışlısını (en iyisi bile olsa ömrü max. 4 sene) almak için çok çalıştık. Ve vaktiyle en düşük gelirlisinden en üst düzey gelirlisine kadar herkeste aynı telefonlardan oldu. Hatta öyle bir hale geldi ki, bi ara hatırlıyorum telefonumuz akıllı değil diye masaya bırakmazdık. Sanki herkes muhteşem pahalı akıllı telefon kullanmak zorundaymışta kullanmayan çok ayıp ediyormuş gibi...
    Neyse taksitlerle, kredi kartlarıyla, aylık maaşlarıyla bir şekilde herkes o hayallerindeki telefona kavuştu! :)
    Şimdi herkeste akıllı bir telefon! :)  Kullanım alanları ise: ev-işyeri-tuvalet- otobüs-direksiyon başı- arkadaş ortamı - kınalar düğünler- sokaklar- her yer. Hatta çocuklar onunla susturuluyor artık, üstelik bebeklerin hedef noktası olmuş.
    Heh o telefona kavuştuğumuz senelerde değişmeye başladı işte muhabbetlerimiz işte, orayı kaçırdık. Muhabbetlerimiz telefonlarımızın özelliklerinden başladı, uygulamalardan içeriğine kadar... Nasılda kolaylaştırıyor hayatı, ne de süper bir şey değil mi bu cihaz?
Hatırlıyorum sülalece isim-şehir , kim-kiminle oynardık bu aletlerden önce. Muhabbet edilirdi. Sıcak, keyifli sohbetler dönerdi. Herkese söz hakkı verilir, bir şeyler anlatılırdı.
Şimdi ise muhabbet sadece telefondan dönüyor. Sosyal medyada olup bitenler, o sırada cevaplanması gereken whatsapp mesajları, ama snap atmazsakta olmaz! Dur az önce yaptığın espriyi twitterda paylaşayım.. Facebookta hepimizi etiketledik mi? Selfie çektik ama sen hangi uygulamadan filtreledin harika gösteriyor. İnstagram hesaplarımız, hatta dur her arkadaş grubunun ortak kullandığı o fake hesaplarımız. ŞARJIM BİTİYOR ÇABUK PRİZLİ BİR YERE GİDELİM.
    Telefonlarımızla ilgilenmekten, birbirimizle ilgilenmeyi unuttuk. Hmm Tuğba'da bugün şu yemeği yapmış, hmm Ramazanla eşi biyere gitmiş, Selen bi kutlamada.. Ecem şu sıralar bir şeyler paylaşmıyor neden acaba? Tamam herkes iyi olduğuna göre boşuna dakikalı paket yapmışım, 2 like atayımda onu unuttum sanmasın...
   Derken saatlerimi telefonda geçirdiğimi farkettim bir gün, ve inanılmaz üzüldüm.
Arkadaşlarımızla artık telefonun dahil olmadığı kaliteli bir muhabbet çevirememekten sıkıldım.
Şu telefonların "biz google'ye sormadıkça" bize pekte bir şey katmamasına üzüldüm.
Altın gibi saatlerimizi o küçük ekranda bir aşağı bir yukarı yaparken nasıl hayattan soyutlaştığımıza şaşırdım.
Sonra geçtim odama;
Koşa koşa aldım telefonu şarjdan, beni defalarca aramışlar, ee 1 seferde açmayınca korkuyor millet "telefon hep elinde olurdu neden açmıyor" diyerek. Whatsapp gruplarına mesaj yazmamışım 1 saat geyikten geri kaldım tüh. Son görülmemde 2 saat önce... Eyvah! Merak etmişler. Telefonu neden elinden bıraktı çok mu yoğun diye.. Tuhaflık burda işte, telefonlarla o kadar bütünleştik ki, sürekli elimize-cebimize yapışık gezmek zorundaymışçasına yaşamaya başladık. Elimizde değilse büyük problem varmış gibi bi algı çıktı ortaya.
NEDEN SON GÖRÜLMESİ SAATLER ÖNCE ACABA!!!
    Hayatımızı kolaylaştırsın diye aldığımız bu aletler, aslında ne kadarda hayatı kaçırmamıza sebep olmuşlar. Anları yaşayamayışımıza. Hayatı ıskalamışız. Oysa ki ne kadar da ihtiyacımız vardı bu aletlere. Onlara sahip olunca hayatımızı kolaylaştıracaktı... (Gerçi onlar bize sahip oldu burası bambaşka bir konu) Düşünsene yarın düğünün var ve insanlar konuşacak bir şey bulamadığından herkes telefonlarıyla ilgilenecek! Kabus.
   Bir an önce uyanmak lazım, gerçek hayata dönmek lazım. Önce farkına varmak lazım. Zaten sonrası gelir!


2016 yağmursa, 2017 gökkuşağı olsun! 🌈


2016 yağmursa, 2017 gökkuşağı olsun! 🌈

Elveda 2016 ✋
   Bu sene benim için dopdolu bir seneydi, bol bekleyişle&özlemle&sabırla&bol duayla geçen. Ve çokça şükürle. Her zorluğun arkasında bir kolaylık olduğunu bilerek... 🙏 Bu sene hayatıma giren öyle güzel kalpli insanlar oldu ki, hangisine karşılıklı beslediğimiz muhabbet için, bana kattıkları için teşekkür etsem bilemedim, gerçi hayatımdaki herkesin varlığı için binlerce şükür ❤ Zorluğuyla, kolaylığıyla çok şey yaşayıp çok şey öğrendik bu sene. En çokta şükretmeyi... 🙏 

   2017'de öyle güzel şeyler yaşayalım ki, 2016'da yaşadığımız tüm zorlukları unuttursun. 2016 yağmursa, 2017 gökkuşağı olsun! 🌈 Bütün bekleyişlerimiz hayırlarla sonuçlansın inşaAllah! İman, sağlık, huzur, aşk, sevgi, mutluluk ve şükür dolu yıllarımız olsunn! Hayırlı seneler... 💕💑👭

30 Aralık 2016 Cuma

Yabancı dizi siteleri neden yasaklandı?

Merhaba Arkadaşlar!  
   Son zamanlarda Nil Karaibrahimgil'in önerisi üzerine Crazy Ex-GirlFriend adlı diziye başlamıştım, gayet eğlenceli gidiyordu, ders aralarında kendimi birer bölüm izleyerek ödüllendiriyordum. Kii dizimvar.com harikadizi.com sitelerine giriş yapmaya çalışana kadar :') Mahkeme kararı ile nerdeyse tüm yabancı dizi yayınlayan sitelere giriş yasaklanmış :') Çoğu kişi bunun yine bir sansür nedeniyle yapıldığını iddia etmişler? Ki durum böyle değil.

Dizi Sitelerine erişim neden yasaklandı? 
     Tahmin etmek çokta zor değil. "Telif Hakkı" sebebiyleymiş... Takip ettiğimiz yabancı diziler yurtdışında yayınlandığı gibi altyazılarıyla beraber bize ulaştığı içinmiş...

Yabancı Dizi nasıl izleyebilirim?
Yasaklanan sitelere erişim günümüzde çokta zor değil. Tek yapmanız gereken DNS ayarlarını 8.8.8.8 ve 8.8.4.4 yapmak! İyi seyirler :)

23 Aralık 2016 Cuma

ROACCUTANE KULLANDIKTAN 1 SENE SONRA NE Mİ OLDU?

İlacı kullanalı 1 seneyi geçiyor arkadaşlar.
Yüzümde hala sivilce çıkmıyor, fondotensiz dışarı çıkabiliyorum artık. İlk başlarda cildim fondoten , bb krem vs kabul etmiyordu orası ayrı :) temiz cilt kimyasal tutmazmış çünkü...
Elimi yüzümde rahatlıkla gezdirebiliyorum, önceden yağdan dokunamazdım, şimdi o kadar kuru ki ara sıra nemlendirici kremler , zeytinyağı vs ile nemlendirme çalışmaları yaptığım bile oluyor :)
İlaçtan bana kalan en güzel alışkanlık bool bol su içme oldu. Hala içiyorum ve bu kilo bile verdiriyor :') diyetsiz sadece bol su içerek nasıl kilo verdiğimi yakında yazmayı düşünüyorum, yazmaya da bilirim, söz vermeyeyim.
Ve geri kalan en güzel şeylerden biri de saçlarımın artık yağlanmaması! 2 günde bir yağlanırdı, şimdi ömür boyu yıkamasam yağlanmayacakmış gibiler, hatta yağlansın diye artık argan yağı kullanıyorum ekstra :D
Umarım faydam dokunmuştur çoğunuza, ilacı çokta tavsiye etmek istemiyorum alternatif tıpa yönelmek daha mantıklı geliyor artık. İlaçlar çok masum değiller. Bir yandan tamir edip diğer yandan kırıyorlar. Ama ben tüm yan etkileriyle başa çıkabilirim ille de kullanacağım derseniz size bol şifa, sabır ve bebek gibi cilt ve makyaja ihtiyaç duymadan dışarı çıkabilme özgüveni diliyorum (ki bu mümkün). Herkese geçmiş olsun ^^

30 Mayıs 2015 Cumartesi

2 AY BİTİMİNDE YAPILAN KAN TAHLİLİ ! :)

Bildiğiniz üzere bu ilacı kullananların ayda 1 bile olsa kan tahlili yaptırıp karaciğerlerini kontrol ettirmesi gerekiyor.
Gittim aç karnına kan aldırdım, ertesi gün hoop aldım sonuçları dikildim doktorumun karşısına. Heyecan da var tabi, ya karaciğerlerim mahvolduysa diye? Ya dönüşü olmayan yola girdiysem.. Tüh cildim tam olarak da iyileşmemişti napıcam şimdi diye düşünceler dönüyor beynimde...
Sonra doktor yüzüme baktı, tamamdır Kübra, tahlillerin temiz. Aynı dozda devam ediyoruz dedi.. Tabi sevindim. Gerekirse önümüzdeki ay yada 1 ay daha sonra tahlil yapacağımızı söyledi...
Hala sabah 20 mg akşam 20 mg olarak tok karnına günlük 40 mg kullanıyorum.

Heh ayrıca kendine bi broşür tarzında güneş kremleri sayfası çıkartmış. Baktı bana işaretledi bi tanesini, bunu al sürekli kullan dedi. Güneş yüzümde lekeler bırakabilirmiş derim hassaslaştığı için, Her gün sürmem lazımmış, ve güneşe çıkmadan tekrar sürecekmişim.
Gittim eczaneye 50 faktörlü turuncu güneş kremi verdi, VİCHY yazıyor üzerinde. 60-65 tl civarındaydı yanlış hatırlamıyorsam. Yanında da termal su hediye etti, yüzüme sıkabilirmişim??
Kremi alıp doktoruma geri gittim, benim yazdığımı vermemiş kendi kafasına göre vermiş dedi. Bende değiştirmeye üşendim, bittiğinde artık yeniden özel isticem doktordan.
Ayrıca mis gibi kokuyor, tatlı şeftalimsi bi kokusu var, sevdim ben bunu. Atarım fotoğrafını en yakın zamanda :)

Sağlıcakla kalın!

2.aydan selamlar :)

Roaccutanede 1buçuk ayı bitirmiş bulunmaktayım.
Söylediğim gibi geçen yıllarda bu ilacı 1 ay kullanıp bırakmıştım. Ama inanın o 1 ay ile bu 1 ay arasında öyle farklar var ki! Yaştan mıdır artık bilemem. Bu 1 buçuk ayda yaşadıklarımı anlatmak istiyorum.

1-2 Ay Yan Etkileri
Dudak
 Öncelikle, tabii ki de dudak kuruluğu 2.günden itibaren başladı. Dakika başı nivea nemlendirici sürmenin paklamadığını gördüm ve diğer ilaç kullananların tavsiyesiyle blistex nemlendirici aldım. Ve gerçekten saatlerce koruma altına alabiliyor! Bazı sabahlar uyandığımda dudağım şişmekten patlayacak gibi oluyor, bu yüzden yatmadan önce doktorun verdiği yanık kremini sürüyorum dudağıma, hatta bazen burnumun içine bile sürüyorum. Dudak kuruluğu çok aşırı olmasın diye engellemek için bol bol su için. Zira bi gün uyandığınızda dudağınızın kuruluktan yırtılıp kanayıp bi de kuruduğunu görebilirsiniz.

Burun
3.günden başlayan burun kuruluğu? Burun içi kuruduğu için damarlar çatlayıp kuruyabiliyormuş. Öyle şarıl şarıl bi kanama yaşamadım henüz ama uyandığımda böyle peçeteye hümkürürken her sabah kan gelmesine, lavaboya kanların kendini bırakması gibi olaylar yaşıyorum. Ama inanın diğer yan etkiler yanında hiç bir şey.

Baş Ağrısı
Günlerce 4 5 gün sürüp bitip yeniden başlayan bi baş ağrısı yaşadığım doğru. Ama migren ya da sinüzit ağrısı değil. Başınızın içinde böyle kafatasınız ağrıyor resmen, bi basınç. Geçmiyor naparsanız. Gerçi ilaç da içmek istemiyorsunuz çünkü yeterince kullanıyosunuz her gün 2 tane! Bu neden oluyor bilmiyorum, doz fazla gelmiş olabilir, ya da vücudum ilaca daha alışmadı diyedir. Ama inşallah bi daha yaşamam.

Ruhsal etkileri
Beni en çok etkileyen bölüm! Doktora sorduğumda eğer eğilimli biriysen depresyonu arttırabilir diyip geçmişti. Bendee amaan psikolojiktir o diyerek sallamadım tabiki. İlaç depresyon mu yaparmış? Ufak yuvarlak şey içince tüm gün mutsuz mu olcam yani ben diye düşünerek umursamadım. Sonra bi baktım her gün dışarda olan, aşırı sosyal, sürekli arkadaşlarıyla konuşan, buluşan ben, 2 haftadır evde yatıyorum, yatağımdan ayrılmak istemiyorum. Yatakla yorgan gibi bi ilişki kurmuştum adeta. Dışarı çağırıyorlar, ilaç yüzünden bi halsizlik var, üşeniyorum yok ya diyorum  çıkmıyorum. Bu sefer siz gelin diyorum, onlar gelincede dert dinle derken ertesi 3 gün evin halı desenlerine dalıp gider oldum. Yani her şeyi, başkalarının dertlerini bile takar, sinirlenir oldum. Akşam ailecek tv izlerken bile saçma şeylere sinirlenip sinirlenip söylenirken buluyordum kendimi. Sonra durumu farkeden annem, kızım bu ilaç seni çok sinirli yaptı, bi süre kimseyle görüşme görüşünce daha beter olmaya başlıyosun dedi. İntrnetten araştırdım, bu tarz şeyler yaşayan çok kıza rastladım, ama 2 ayın sonunda geçtiğini söyleyenler oldu, inşallah öyledir :)  He bir de  yıl önceki ergenlik halinize dönüyorsunuz, alınganlık yönünden...

Kas ağrıları
Diz altı olarak bacakta, ve gögüs altı kaburgalarda aşırı ağrı yaşadım. Bacaklarda özellikle. Çok nemlendirmek lazımmış ağrımaması için. Artık kremliyorum.
Göğüs altı değilde göğüs ortasında ağrınız varsa kolestrolünüzün yükseldiğinin göstergesiymiş, günlerce eğilemedim bile, yük yükleniyordu saki göğsümün ortasına. Kolestrolü tetikleyecek ne varsa bıraktım. Yağlı yiyecekler ve yumurta.. Doktorumla da görüşünce; kolestrolü yükselten yiyeceklerden uzak dur o halde dedi ve yumurtayı her günden haftada 1'e düşürdüm. Ve emin olun o 1 günün dışında hiç bir şekilde göğüs ağrısı çekmiyorum artık :)